#1  
Alt 08.Ocak.2019, 22:31
Rode Rode isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 08.Ocak.2019
Mesajlar: 1,157
Standart Dilsel Felsefeye Sapış

Dilin, felsefenin odağına yerleştiği bu süreç, bilhassa Kant’tan başlayarak aynı zamanda dilin ne kadar yanıltıcı olabileceğini de öğrendiğimiz süreçtir. Kant, bilhassa birinci eleştirisinin diyalektik bölümünde, yüzyıllardır felsefecilerin üzerinde söz söylemekten çekinmedikleri pek çok konunun nasıl olup da aklın sınırlarını aştığını, bir başka deyişle metafizik yaparken kullandığımız dilin ne kadar yanılsamalı olabileceğini göstermiştir. Frege’nin çalışmaları, sayılarla ilgili kullandığımız dilin, sayıları dil dışı bir varlıkmış gibi ele almamıza yol açtığını, halbuki dilin mantığını yeterince çözümlediğimizde sayılara ilişkin doğru önermelerin nasıl olup da dil içerisinde ele alınabileceğini öğretmiştir. Ayrıca, Russell Paradoksu, sözel ifadelerle kümelerin tanımlanmasının çelişkilere yol açabileceğini, dolayısıyla, dilin kullanımında bazı sınırlamaların getirilmesinin lüzumlu olduğunu ortaya koymuştur. Kısacası, dil bizi yanıltabilir. Dolayısıyla felsefenin birincil alaka alanı dilin işleyişinin anlaşılması, hata ve yanılsamalardan kendimizi koruyacak biçimde kullanımının sınırlandırılmasıdır. Neyin var olduğu ya da olmadığı, neyi bilip neyi bilmeyeceğimiz gibi sorulardan önce, neyi ne ölçüde anlat?m edebileceğimiz sorusu felsefenin aslî konusu haline gelmiştir. Felsefedeki bu odak kayması “dilsel felsefeye sapış” (İng. “turn to lingusitic philosophy” veya “lingusitic turn”) olarak da adlandırılmaktadır.

Richard Rorty’nin “dilsel dönüş” başlığını taşıyan antolojisi, bu terimi popüler hale getirmiştir: Richard Rorty (ed.) (1967) The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method. The University of Chicago Press. Chicago ve Londra. Terimin ilk kullanımı Avusturya’lı felsefeci Gustav Bergmann’a (1906 - 1987) atfedilmektedir.

20. yüzyıl, söz konusu dil felsefesinin iki ayrı safhasına, iki ayrı yapılış biçimine art arkaya tanıklık etmiştir. Bu safhalardan ilkinde dilin, Frege sonrasında gelişmeye başlayan mantığa dayalı olarak çözümlenmesi, anlamlı olan ve olmayan arasındaki ayrımın bu çözümlemelere dayanarak yapılması ön plana çıkmıştır Bu ilk safhada da birisi mantıksal atomculuk bir diğeri ise mantıksal pozitivizm olarak adlandırılabilecek iki yaklaşımı birbirinden ayırt etmemiz gerekmektedir. İkinci safha ise felsefeciler, ülkü - biçimsel bir dil olarak mantığı temel almaktansa gündelik yaşamda kullandığımız biçimiyle dilin kendisine yönelmişlerdir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forum Jump


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:59.

Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2026 DragonByte Technologies Ltd.

 

ankara escort ankara escort ankara escort çankaya escort ankara otele gelen escort eryaman escort eryaman escort ankara escort eryaman escort kızılay escort escort ankara çankaya escort kızılay escort ankara eskort Antalya Seo tesbih
Flim izle Sex Hikayeleri Online Dizi izle Yeşilçam Filmleri Erotik Filmler Yabancı dizi izle Erotik Film hemen izle